Bengu
New member
[color=]Omuz Çıkığı Nasıl Oturtulur? “Bir Çekelim, Yerine Gelsin” Düşüncesinin Pek De İyi Bir Fikir Olmadığı Gerçeği[/color]
İnsan vücudunda “yerine oturtunca rahatlar” cümlesinin en tehlikeli kullanıldığı yerlerden biri omuzdur. Çünkü omuz çıktığında etraftan mutlaka birileri belirir: “Benim kuzenin omzu da çıkmıştı, şöyle bir çektiler, çıt diye yerine girdi.” O meşhur “çıt” kelimesi nedense sağlık tavsiyelerinin içinde gereğinden fazla özgüven taşıyor.
Hatta ortamda çözüm odaklı biri varsa, olayın üzerinden henüz 30 saniye geçmeden stratejik plan hazırdır: “Tamam, kolu sabitleyelim, sonra yavaşça çekelim.” Bir başkası ise yaralanan kişinin yüzündeki ifadeyi görüp çok daha insani bir noktadan yaklaşır: “Önce sakin ol, yanında duruyorum, yardım geliyor.”
Burada karakterlerin cinsiyetinden çok yaklaşım biçimi önemlidir. Kimi insan panik anında mekanik bir çözüm arar, kimi önce karşısındakinin korkusunu azaltmaya çalışır. İkisi de değerli olabilir. Fakat omuz çıkığında ortak bir kural var: Evde kahramanlık yapmak yerine profesyonel yardım almak.
[color=]Önce En Önemli Cevap: Omuz Evde Nasıl Oturtulur?[/color]
Kısa cevap: Omuz çıkığını kendi başınıza yerine oturtmaya çalışmayın.
Omuz çıkığı, üst kol kemiğinin başının omuz eklemindeki yuvasından çıkmasıdır. Şiddetli ağrı, omuzda belirgin şekil değişikliği, kolu hareket ettirememe, şişlik ve morarma görülebilir. Bazı kişilerde uyuşma, karıncalanma veya güçsüzlük de ortaya çıkabilir. nhs.uk+1
“Peki ama gerçekten yerine sokmak gerekmiyor mu?” diye sorabilirsiniz.
Gerekiyor. Fakat bunu sağlık profesyonelinin yapması gerekiyor.
Çünkü çıkığın yanında kırık, sinir veya damar hasarı gibi başka problemler bulunabilir. Yanlış yönde uygulanan kuvvet, mevcut hasarı artırabilir. Hastanede ise doktor değerlendirmesi sonrasında uygun yöntemle “redüksiyon” adı verilen işlem gerçekleştirilir. Gerektiğinde ağrı kesici, lokal anestezi veya sedasyon kullanılabilir. Bazı durumlarda işlemden önce veya sonra röntgen çekilmesi gerekir. nhs.uk+1
Yani mesele “omzu yerine sokacak kadar güçlü olmak” değil; neyle karşı karşıya olduğunu bilmek.
[color=]Peki İlk Dakikalarda Ne Yapmalı?[/color]
Diyelim ki spor sırasında düştünüz. Ya da bisikletten inerken talihsiz bir manevra yaptınız. Belki de arkadaşınızın omzu bir anda çıktı. İlk refleksiniz “Bir dakika, YouTube'dan bakıp yapalım” olabilir.
İşte tam o noktada telefonun kamerasını değil, yardım çağrısını açmak daha mantıklı.
İlk olarak yaralı kolu gereksiz yere hareket ettirmemek gerekir. Kol, kişinin rahat ettiği pozisyonda bir askı veya havlu yardımıyla desteklenebilir. NHS kaynakları, bekleme sırasında soğuk uygulamanın ve kolun desteklenmesinin yardımcı olabileceğini; buna karşılık üst kolun hareket ettirilmemesi ve omzun kişinin kendisi tarafından yerine konmaya çalışılmaması gerektiğini belirtiyor. nhs.uk+1
Soğuk uygulama yapılacaksa buz doğrudan cilde temas ettirilmemeli ve uzun süre kesintisiz tutulmamalıdır.
Buradaki hedef omzu “tedavi etmek” değil, profesyonel yardım gelene kadar durumu daha kötü hale getirmemektir.
[color=]“Ama Benim Omzum Daha Önce de Çıkmıştı, Kendim Oturtmuştum”[/color]
İşte bu cümle biraz tehlikeli.
Tekrarlayan omuz çıkığı yaşayan bazı kişiler, eklemlerinin nasıl davrandığını çok iyi bildiklerini düşünebilir. Omuzun geçmişte kendiliğinden yerine girmiş olması da mümkündür. Bazı çıkıklar kendiliğinden düzelebilir. Ancak bu, her yeni olayda aynı şeyin güvenli olduğu anlamına gelmez. Cambridge University Hospitals
Üstelik tekrarlayan çıkıklar, omuz çevresindeki bağ, kapsül ve diğer yumuşak dokularda sorunlara yol açabilir. İlk çıkıktan sonra yeniden çıkma riski de artabilir. Bu nedenle “Nasıl olsa daha önce olmuştu” yaklaşımı yerine, özellikle tekrarlayan vakalarda ortopedi değerlendirmesi önemlidir. Cambridge University Hospitals+1
Bir otomobilin daha önce arıza vermiş olması, bir sonraki arızada kaputu açıp rastgele kablo çekmeyi güvenli hale getirmiyor. Omuz da maalesef kullanım kılavuzuyla birlikte gelmiyor.
[color=]Erkekler Çözüm Peşinde, Kadınlar Empati Peşinde… Gerçekten Böyle mi?[/color]
Bu tür olaylarda sık görülen davranışları cinsiyet üzerinden kesin kalıplara sokmak kolay ama yanıltıcı olur.
Mesela 28 yaşındaki bir erkek sporcu, omuz çıkınca hemen “Ne yapmamız gerekiyor?” diyerek ambulans, hastane ve ulaşım planını organize edebilir. Aynı ortamda 35 yaşındaki bir kadın arkadaşının elini tutup “Buradayım, nefes al, yalnız değilsin” diyebilir.
Ama ertesi gün roller tamamen değişebilir.
Bir kadın mühendis, “Herkes iki adım geri, kolu oynatmıyoruz, ambulans çağırıyorum” diyerek son derece sistematik davranabilir. Bir erkek öğretmen ise yaralı arkadaşının korkusunu fark edip önce onu sakinleştirmeye odaklanabilir.
Dolayısıyla mesele “erkekler böyle, kadınlar şöyle” değil. İyi bir acil durum yaklaşımı çoğu zaman iki özelliğin birleşimidir: doğru eylem + insani destek.
Omzu çıkmış kişiye “Sakin ol” deyip sonra kolunu çekmek iyi bir kombinasyon değildir. Aynı şekilde bütün prosedürü mükemmel organize edip yaralı kişiyi korku içinde yalnız bırakmak da ideal değildir.
Strateji gerekiyor. Empati de gerekiyor.
[color=]Omuz Çıkığında Hangi Belirtiler Ciddiye Alınmalı?[/color]
Omuzun şeklinin değişmesi, ciddi ağrı ve kolu hareket ettirememe klasik belirtiler arasındadır. Şişlik ve morarma da görülebilir. nhs.uk+1
Bunlara uyuşma, karıncalanma veya elde-kolda güçsüzlük eşlik ediyorsa durum daha da ciddiye alınmalıdır. Çünkü omuz çevresinden önemli sinir ve damar yapıları geçer. Calderdale ve Huddersfield NHS Vakfı+1
Özellikle şu düşünce hatalıdır:
“Parmaklarımı oynatabiliyorum, demek ki sorun yok.”
Parmakları oynatabilmek, omuzun güvenli şekilde hareket ettirilebileceği anlamına gelmez.
Benzer şekilde:
“Acı biraz azaldı, demek ki yerine girdi.”
Bu da güvenilir bir test değildir.
Omuz yaralanmalarında ağrının azalması tek başına eklemin doğru konumda olduğunu kanıtlamaz.
[color=]Hastanede Omuz Nasıl Yerine Konur?[/color]
Burada “nasıl oturtulur?” sorusunun tıbbi cevabı devreye giriyor.
Doktor, öncelikle yaralanmayı değerlendirir ve gerektiğinde görüntüleme ister. Çıkığın doğrulanmasının ardından kapalı redüksiyon adı verilen, cerrahi olmayan bir yöntemle eklem normal konumuna getirilebilir. İşlem sırasında kişinin ağrı ve kas spazmını azaltmak için uygun ağrı kontrolü veya sedasyon kullanılabilir. nhs.uk+2NLG NHS Vakfı+2
Bu noktada internette görülen “kolu şu açıyla çek, sonra döndür” tarzı tariflerin neden tehlikeli olduğu daha net anlaşılıyor.
Çünkü gerçek hastada şu soruların cevaplarını bilmiyorsunuz:
Kırık var mı?
Sinir etkilenmiş mi?
Damar hasarı var mı?
Çıkığın yönü ne?
Hastanın kemik yapısı nasıl?
Bu nedenle internetten öğrenilen bir manevrayı canlı bir insan üzerinde uygulamak, tıbbi değerlendirme yapılmadan yapılan bir kumardır.
Ve omuz, kumarhane masası değildir.
[color=]Omuz Yerine Girdikten Sonra “Tamamdır, Bitti” Mi?[/color]
Hayır. Asıl hikâye biraz da bundan sonra başlıyor.
Omuz yerine yerleştirildikten sonra doktor yeniden değerlendirme yapabilir ve bazı durumlarda kontrol röntgeni çekilebilir. Sonrasında askı kullanımı, ağrı kontrolü ve rehabilitasyon planı gündeme gelir. Worcestershire Acute Hospitals NHS Trust+1
İlk dönemlerde omzu zorlayan hareketlerden kaçınmak önemlidir. Ağır kaldırma, itme-çekme veya spor gibi aktivitelerin zamanlaması doktorun ya da fizyoterapistin önerisine göre belirlenmelidir. RWT
Burada sabırsızlık ciddi bir rakip.
İnsan birkaç gün sonra ağrısı azaldığında şöyle düşünebilir:
“Demek ki iyileştim.”
Oysa ağrının azalması, omuzun bütün yapıların tamamen toparlandığı anlamına gelmeyebilir.
[color=]“Kolumu Ne Zaman Normal Kullanacağım?”[/color]
Bu sorunun tek bir takvim cevabı yok.
İyileşme süresi; çıkığın türüne, eşlik eden yaralanmalara, kişinin yaşına, daha önce çıkık yaşayıp yaşamadığına ve uygulanan tedaviye göre değişebilir. NHS, genel toparlanmanın yaklaşık 12 haftaya kadar sürebileceğini ve bazı spor aktivitelerine tam dönüşün daha uzun sürebileceğini belirtiyor. nhs.uk
Dolayısıyla “Benim arkadaşım iki haftada spor salonuna döndü” cümlesi tıbbi plan değildir.
Herkesin omzu aynı geçmişe sahip değil.
[color=]Forumun Altın Sorusu: “Ben Olsam Ne Yapardım?”[/color]
Benim cevabım şu olurdu:
Omuzun gerçekten çıktığından şüpheleniyorsam, yerine koymaya çalışmazdım.
Kolu mümkün olduğunca sabit ve destekli tutardım. Yaralı kişiyi sakinleştirirdim. Gerekiyorsa soğuk uygulama yapardım. Acil tıbbi yardım alırdım ve özellikle uyuşma, karıncalanma, güçsüzlük, belirgin şekil bozukluğu veya kolu hareket ettirememe gibi belirtileri sağlık ekibine bildirirdim. nhs.uk+1
Çünkü acil durumda en iyi “usta” bazen elini hiç sürmeyen kişidir.
Belki kulağa fazla basit geliyor. Fakat tıpta bazen en doğru hamle, yanlış hamleyi yapmamaktır.
Ve forumlarda dolaşan “Ben bir kere yaptım, çıt diye oturdu” hikâyeleri ne kadar etkileyici görünürse görünsün, bir başkasının omzunda aynı sonucu vereceğinin garantisi yoktur.
Sonuçta omuz çıkığı, “Biraz çekelim, yerine gelsin” seviyesinde bir ev tamiratı değildir. İnsan vücudunda görünmeyen yapılar da vardır. Kırık, bağ yaralanması, sinir veya damar problemi dışarıdan her zaman anlaşılmayabilir.
O yüzden o meşhur “çıt” sesinin peşinden koşmak yerine, doğru zamanda doğru kişiye ulaşmak çok daha akıllıca bir stratejidir.
Çünkü acil durumda asıl başarı, omzu en hızlı şekilde “oturtmak” değil; yaralı kişiyi ek bir hasar oluşturmadan güvenli şekilde tıbbi değerlendirmeye ulaştırmaktır.
İnsan vücudunda “yerine oturtunca rahatlar” cümlesinin en tehlikeli kullanıldığı yerlerden biri omuzdur. Çünkü omuz çıktığında etraftan mutlaka birileri belirir: “Benim kuzenin omzu da çıkmıştı, şöyle bir çektiler, çıt diye yerine girdi.” O meşhur “çıt” kelimesi nedense sağlık tavsiyelerinin içinde gereğinden fazla özgüven taşıyor.
Hatta ortamda çözüm odaklı biri varsa, olayın üzerinden henüz 30 saniye geçmeden stratejik plan hazırdır: “Tamam, kolu sabitleyelim, sonra yavaşça çekelim.” Bir başkası ise yaralanan kişinin yüzündeki ifadeyi görüp çok daha insani bir noktadan yaklaşır: “Önce sakin ol, yanında duruyorum, yardım geliyor.”
Burada karakterlerin cinsiyetinden çok yaklaşım biçimi önemlidir. Kimi insan panik anında mekanik bir çözüm arar, kimi önce karşısındakinin korkusunu azaltmaya çalışır. İkisi de değerli olabilir. Fakat omuz çıkığında ortak bir kural var: Evde kahramanlık yapmak yerine profesyonel yardım almak.
[color=]Önce En Önemli Cevap: Omuz Evde Nasıl Oturtulur?[/color]
Kısa cevap: Omuz çıkığını kendi başınıza yerine oturtmaya çalışmayın.
Omuz çıkığı, üst kol kemiğinin başının omuz eklemindeki yuvasından çıkmasıdır. Şiddetli ağrı, omuzda belirgin şekil değişikliği, kolu hareket ettirememe, şişlik ve morarma görülebilir. Bazı kişilerde uyuşma, karıncalanma veya güçsüzlük de ortaya çıkabilir. nhs.uk+1
“Peki ama gerçekten yerine sokmak gerekmiyor mu?” diye sorabilirsiniz.
Gerekiyor. Fakat bunu sağlık profesyonelinin yapması gerekiyor.
Çünkü çıkığın yanında kırık, sinir veya damar hasarı gibi başka problemler bulunabilir. Yanlış yönde uygulanan kuvvet, mevcut hasarı artırabilir. Hastanede ise doktor değerlendirmesi sonrasında uygun yöntemle “redüksiyon” adı verilen işlem gerçekleştirilir. Gerektiğinde ağrı kesici, lokal anestezi veya sedasyon kullanılabilir. Bazı durumlarda işlemden önce veya sonra röntgen çekilmesi gerekir. nhs.uk+1
Yani mesele “omzu yerine sokacak kadar güçlü olmak” değil; neyle karşı karşıya olduğunu bilmek.
[color=]Peki İlk Dakikalarda Ne Yapmalı?[/color]
Diyelim ki spor sırasında düştünüz. Ya da bisikletten inerken talihsiz bir manevra yaptınız. Belki de arkadaşınızın omzu bir anda çıktı. İlk refleksiniz “Bir dakika, YouTube'dan bakıp yapalım” olabilir.
İşte tam o noktada telefonun kamerasını değil, yardım çağrısını açmak daha mantıklı.
İlk olarak yaralı kolu gereksiz yere hareket ettirmemek gerekir. Kol, kişinin rahat ettiği pozisyonda bir askı veya havlu yardımıyla desteklenebilir. NHS kaynakları, bekleme sırasında soğuk uygulamanın ve kolun desteklenmesinin yardımcı olabileceğini; buna karşılık üst kolun hareket ettirilmemesi ve omzun kişinin kendisi tarafından yerine konmaya çalışılmaması gerektiğini belirtiyor. nhs.uk+1
Soğuk uygulama yapılacaksa buz doğrudan cilde temas ettirilmemeli ve uzun süre kesintisiz tutulmamalıdır.
Buradaki hedef omzu “tedavi etmek” değil, profesyonel yardım gelene kadar durumu daha kötü hale getirmemektir.
[color=]“Ama Benim Omzum Daha Önce de Çıkmıştı, Kendim Oturtmuştum”[/color]
İşte bu cümle biraz tehlikeli.
Tekrarlayan omuz çıkığı yaşayan bazı kişiler, eklemlerinin nasıl davrandığını çok iyi bildiklerini düşünebilir. Omuzun geçmişte kendiliğinden yerine girmiş olması da mümkündür. Bazı çıkıklar kendiliğinden düzelebilir. Ancak bu, her yeni olayda aynı şeyin güvenli olduğu anlamına gelmez. Cambridge University Hospitals
Üstelik tekrarlayan çıkıklar, omuz çevresindeki bağ, kapsül ve diğer yumuşak dokularda sorunlara yol açabilir. İlk çıkıktan sonra yeniden çıkma riski de artabilir. Bu nedenle “Nasıl olsa daha önce olmuştu” yaklaşımı yerine, özellikle tekrarlayan vakalarda ortopedi değerlendirmesi önemlidir. Cambridge University Hospitals+1
Bir otomobilin daha önce arıza vermiş olması, bir sonraki arızada kaputu açıp rastgele kablo çekmeyi güvenli hale getirmiyor. Omuz da maalesef kullanım kılavuzuyla birlikte gelmiyor.
[color=]Erkekler Çözüm Peşinde, Kadınlar Empati Peşinde… Gerçekten Böyle mi?[/color]
Bu tür olaylarda sık görülen davranışları cinsiyet üzerinden kesin kalıplara sokmak kolay ama yanıltıcı olur.
Mesela 28 yaşındaki bir erkek sporcu, omuz çıkınca hemen “Ne yapmamız gerekiyor?” diyerek ambulans, hastane ve ulaşım planını organize edebilir. Aynı ortamda 35 yaşındaki bir kadın arkadaşının elini tutup “Buradayım, nefes al, yalnız değilsin” diyebilir.
Ama ertesi gün roller tamamen değişebilir.
Bir kadın mühendis, “Herkes iki adım geri, kolu oynatmıyoruz, ambulans çağırıyorum” diyerek son derece sistematik davranabilir. Bir erkek öğretmen ise yaralı arkadaşının korkusunu fark edip önce onu sakinleştirmeye odaklanabilir.
Dolayısıyla mesele “erkekler böyle, kadınlar şöyle” değil. İyi bir acil durum yaklaşımı çoğu zaman iki özelliğin birleşimidir: doğru eylem + insani destek.
Omzu çıkmış kişiye “Sakin ol” deyip sonra kolunu çekmek iyi bir kombinasyon değildir. Aynı şekilde bütün prosedürü mükemmel organize edip yaralı kişiyi korku içinde yalnız bırakmak da ideal değildir.
Strateji gerekiyor. Empati de gerekiyor.
[color=]Omuz Çıkığında Hangi Belirtiler Ciddiye Alınmalı?[/color]
Omuzun şeklinin değişmesi, ciddi ağrı ve kolu hareket ettirememe klasik belirtiler arasındadır. Şişlik ve morarma da görülebilir. nhs.uk+1
Bunlara uyuşma, karıncalanma veya elde-kolda güçsüzlük eşlik ediyorsa durum daha da ciddiye alınmalıdır. Çünkü omuz çevresinden önemli sinir ve damar yapıları geçer. Calderdale ve Huddersfield NHS Vakfı+1
Özellikle şu düşünce hatalıdır:
“Parmaklarımı oynatabiliyorum, demek ki sorun yok.”
Parmakları oynatabilmek, omuzun güvenli şekilde hareket ettirilebileceği anlamına gelmez.
Benzer şekilde:
“Acı biraz azaldı, demek ki yerine girdi.”
Bu da güvenilir bir test değildir.
Omuz yaralanmalarında ağrının azalması tek başına eklemin doğru konumda olduğunu kanıtlamaz.
[color=]Hastanede Omuz Nasıl Yerine Konur?[/color]
Burada “nasıl oturtulur?” sorusunun tıbbi cevabı devreye giriyor.
Doktor, öncelikle yaralanmayı değerlendirir ve gerektiğinde görüntüleme ister. Çıkığın doğrulanmasının ardından kapalı redüksiyon adı verilen, cerrahi olmayan bir yöntemle eklem normal konumuna getirilebilir. İşlem sırasında kişinin ağrı ve kas spazmını azaltmak için uygun ağrı kontrolü veya sedasyon kullanılabilir. nhs.uk+2NLG NHS Vakfı+2
Bu noktada internette görülen “kolu şu açıyla çek, sonra döndür” tarzı tariflerin neden tehlikeli olduğu daha net anlaşılıyor.
Çünkü gerçek hastada şu soruların cevaplarını bilmiyorsunuz:
Kırık var mı?
Sinir etkilenmiş mi?
Damar hasarı var mı?
Çıkığın yönü ne?
Hastanın kemik yapısı nasıl?
Bu nedenle internetten öğrenilen bir manevrayı canlı bir insan üzerinde uygulamak, tıbbi değerlendirme yapılmadan yapılan bir kumardır.
Ve omuz, kumarhane masası değildir.
[color=]Omuz Yerine Girdikten Sonra “Tamamdır, Bitti” Mi?[/color]
Hayır. Asıl hikâye biraz da bundan sonra başlıyor.
Omuz yerine yerleştirildikten sonra doktor yeniden değerlendirme yapabilir ve bazı durumlarda kontrol röntgeni çekilebilir. Sonrasında askı kullanımı, ağrı kontrolü ve rehabilitasyon planı gündeme gelir. Worcestershire Acute Hospitals NHS Trust+1
İlk dönemlerde omzu zorlayan hareketlerden kaçınmak önemlidir. Ağır kaldırma, itme-çekme veya spor gibi aktivitelerin zamanlaması doktorun ya da fizyoterapistin önerisine göre belirlenmelidir. RWT
Burada sabırsızlık ciddi bir rakip.
İnsan birkaç gün sonra ağrısı azaldığında şöyle düşünebilir:
“Demek ki iyileştim.”
Oysa ağrının azalması, omuzun bütün yapıların tamamen toparlandığı anlamına gelmeyebilir.
[color=]“Kolumu Ne Zaman Normal Kullanacağım?”[/color]
Bu sorunun tek bir takvim cevabı yok.
İyileşme süresi; çıkığın türüne, eşlik eden yaralanmalara, kişinin yaşına, daha önce çıkık yaşayıp yaşamadığına ve uygulanan tedaviye göre değişebilir. NHS, genel toparlanmanın yaklaşık 12 haftaya kadar sürebileceğini ve bazı spor aktivitelerine tam dönüşün daha uzun sürebileceğini belirtiyor. nhs.uk
Dolayısıyla “Benim arkadaşım iki haftada spor salonuna döndü” cümlesi tıbbi plan değildir.
Herkesin omzu aynı geçmişe sahip değil.
[color=]Forumun Altın Sorusu: “Ben Olsam Ne Yapardım?”[/color]
Benim cevabım şu olurdu:
Omuzun gerçekten çıktığından şüpheleniyorsam, yerine koymaya çalışmazdım.
Kolu mümkün olduğunca sabit ve destekli tutardım. Yaralı kişiyi sakinleştirirdim. Gerekiyorsa soğuk uygulama yapardım. Acil tıbbi yardım alırdım ve özellikle uyuşma, karıncalanma, güçsüzlük, belirgin şekil bozukluğu veya kolu hareket ettirememe gibi belirtileri sağlık ekibine bildirirdim. nhs.uk+1
Çünkü acil durumda en iyi “usta” bazen elini hiç sürmeyen kişidir.
Belki kulağa fazla basit geliyor. Fakat tıpta bazen en doğru hamle, yanlış hamleyi yapmamaktır.
Ve forumlarda dolaşan “Ben bir kere yaptım, çıt diye oturdu” hikâyeleri ne kadar etkileyici görünürse görünsün, bir başkasının omzunda aynı sonucu vereceğinin garantisi yoktur.
Sonuçta omuz çıkığı, “Biraz çekelim, yerine gelsin” seviyesinde bir ev tamiratı değildir. İnsan vücudunda görünmeyen yapılar da vardır. Kırık, bağ yaralanması, sinir veya damar problemi dışarıdan her zaman anlaşılmayabilir.
O yüzden o meşhur “çıt” sesinin peşinden koşmak yerine, doğru zamanda doğru kişiye ulaşmak çok daha akıllıca bir stratejidir.
Çünkü acil durumda asıl başarı, omzu en hızlı şekilde “oturtmak” değil; yaralı kişiyi ek bir hasar oluşturmadan güvenli şekilde tıbbi değerlendirmeye ulaştırmaktır.