Dönen Yok Seferinden şiiri kimin ?

Bengu

New member
Fakat meseleyi “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” düzeyine indirgemek hem şiirin hem de insanların hakkını yemek olur.

Çünkü gerçek hayatta karakterler bu kadar kolay sınıflanmıyor.

Stratejik düşünen bir kadın olabilir.

Duygularını ayrıntılı değerlendiren bir erkek olabilir.

Bir adam kriz anında önce “Ne yapacağız?” diye sorabilir, sonra gece eve gidince şiirin bir dizesini düşünüp saatlerce sessiz kalabilir.

Bir kadın olayın duygusal boyutunu çok iyi anlayabilir ama aynı zamanda gayet net biçimde “Tamam, üzüldük. Şimdi çözüm planı nedir?” diyebilir.

Hatta aynı insan sabah stratejik, akşam empatik olabilir.

İnsan davranışı Excel tablosu değildir.

Bu nedenle “Sessiz Gemi”yi okurken kadın ve erkekleri iki kutuya ayırmak yerine farklı okuma biçimlerini düşünmek daha ilginç.

Bir okuyucu geminin nereye gittiğine odaklanır.

Başka biri kimleri geride bıraktığına.

Bir başkası neden kimsenin gemiyi durduramadığına.

İşte şiirin gerçek tartışması burada başlıyor.

“Dönen Yok Seferinden” Neden Bu Kadar Etkileyici?

Çünkü dize çok basit görünen bir gerçeği son derece güçlü bir görüntüye dönüştürüyor: Bazı gidişlerin telafisi yoktur.

Hayatta herkesin bir “seferi” var.

Okuldan mezun olursunuz.

Başka şehre taşınırsınız.

Bir arkadaşınızla yollarınız ayrılır.

Bir ilişkiniz biter.

Çocuk büyür.

Anne baba yaşlanır.

Bir dönem kapanır.

Ve insan bazen dönüp bakar:

“Gerçekten yıllar geçmiş.”

İşte şiirdeki “dönmeyenler” yalnızca ölen insanlar olarak düşünülmek zorunda değil. Biten zamanlar da geri dönmüyor.

On yıl önceki siz bugün geri gelmiyor.

Eski mahalleniz aynı kalmıyor.

Çocukluk arkadaşınız aynı insan olmuyor.

Hatta dün yaşadığınız bir gün bile tekrar yaşanmıyor.

Bu nedenle “dönen yok seferinden” dizesi, ölümden çok daha geniş bir düşünce alanına açılabiliyor: Zamanın geri döndürülemezliği.

Şiirdeki Gemi Neden Bu Kadar İyi Bir Metafor?

Çünkü gemi hem hareketi hem de ayrılığı aynı anda anlatıyor.

Bir tren de kullanılabilirdi.

Bir yol da.

Bir kuş da.

Ama geminin önemli bir avantajı var: Liman geride kalır.

Geminin uzaklaşmasını izleyen kişi, suyun üzerinde giderek küçülen bir görüntü görür. Bir süre sonra gemi görünmez olur.

İnsan hayatındaki bazı ayrılıklar da böyledir.

Önce her şey gözünüzün önündedir.

Sonra mesafe artar.

Sonra ses azalır.

Sonra hatıra kalır.

Sonunda insanın elinde yalnızca “Bir zamanlar…” diye başlayan cümleler kalır.

Yahya Kemal’in başarısı, bu oldukça soyut düşünceyi somut bir yolculuk üzerinden anlatabilmesinde yatıyor.

MEB’in ilgili materyali de şiirin imgeler ve mecazlarla anlatım gücünü artırdığını özellikle vurguluyor. OGM Materyal

“Sessiz Gemi” Neden Hâlâ Hatırlanıyor?

Çünkü şiir yalnızca kitap sayfasında kalmadı.

“Sessiz Gemi” farklı dönemlerde bestelenip seslendirilen şiirlerden biri olarak da kültürel hafızada yer etti. Eğitim materyallerinde de şiirin şarkı ve şiir biçiminde sunulduğu görülüyor. EBA

Bu da şiirin başka bir gücünü gösteriyor: Ahenk.

Yahya Kemal için şiirde musiki son derece önemlidir. “Sessiz Gemi”yi yüksek sesle okuduğunuzda bile bunun nedenini fark edebilirsiniz.

Bazı şiirler sessiz okunmak ister.

Bazıları sesli.

“Sessiz Gemi” ise sanki insanın içinden okunuyor.

Belki de şiirin bu kadar kalıcı olmasının sebeplerinden biri bu.

Forumda Sorulabilecek En Güzel Soru: Bu Şiir Ölüm Hakkında mı, Ayrılık Hakkında mı?

Bence burada tek bir cevap aramak şiirin kapısını gereğinden fazla hızlı kapatmak olur.

Evet, şiir ölüm çağrışımı taşıyor.

Evet, geri dönüşsüz bir yolculuk imgesi var.

Evet, geride kalanların bekleyişi güçlü.

Ama şiirin aşk ve ayrılık bağlamında okunmasını mümkün kılan biyografik anlatılar da var. Ensonhaber+1

Dolayısıyla “Sadece ölüm” demek de “Kesinlikle yalnızca aşk ayrılığı” demek de şiirin çok katmanlı yapısını daraltabilir.

Belki daha doğru soru şu:

Yahya Kemal, ayrılığı anlatırken neden ölümün dilini kullandı?

İşte bu soru daha ilginç.

Çünkü bazı ayrılıklar insanın hayatında küçük bir değişiklik değildir. Bir dönemin kapanmasıdır.

Ve bazı vedalar gerçekten de küçük bir ölüm gibidir.

Bir de Şu Var: “Dönen Yok” Dizesi Bugün Yazılsaydı Nasıl Olurdu?

Forum ortamında biraz hayal kuralım.

Yahya Kemal bugün yaşasaydı belki şiirin adı “Sessiz Gemi” değil, “Son Görülme: 22.47” olurdu.

Gemi limandan ayrılır.

Telefon ekranında:

“Çevrimiçi.”

Sonra:

“Son görülme…”

Sonra hiçbir şey.

Geride kalan kişi ise telefonun ekranına bakıp şiirsel bir şekilde:

“Dönen yok seferinden.”

der.

Teknoloji değişiyor ama insanın bekleme problemi değişmiyor.

Eskiden limana bakılıyordu.

Bugün mesaj ekranına.

Eskiden vapur bekleniyordu.

Bugün “Acaba yazacak mı?” diye telefon bekleniyor.

Araç değişiyor.

Bekleyiş aynı kalıyor.

Belki de klasik şiirin günümüzde hâlâ güçlü olmasının nedenlerinden biri bu: İnsan duyguları yeni uygulamalardan daha yavaş değişiyor.

Sonuç: Aradığınız Şair Yahya Kemal Beyatlı

Kısacası, “Dönen yok seferinden” dizesinin geçtiği şiir “Sessiz Gemi”, şairi ise Yahya Kemal Beyatlı’dır. MEB’in edebiyat materyalleri de şiiri bu şekilde Yahya Kemal Beyatlı’ya ait olarak vermektedir. EBA Kitap+1

Fakat şiirin asıl güzelliği sadece “Kimin?” sorusunun cevabında değil.

Çünkü birkaç kelimeyle koskoca bir insanlık hâlini anlatıyor: gitmek, beklemek, kabullenmek, hatırlamak ve geri dönmeyen zamanı izlemek.

Belki şiiri okurken aklımıza bir vefat eden yakınımız geliyor.

Belki eski bir sevgili.

Belki çocukluğumuz.

Belki başka bir şehir.

Belki de yıllar önceki hâlimiz.

Ve belki şiirin en sarsıcı tarafı tam da burada:

İnsan çoğu zaman başkalarının gidişini değil, kendi hayatından geri dönmeyecek şeylerin geçip gidişini fark ediyor.

Gemiler gerçekten kalkıyor.

İnsanlar gerçekten gidiyor.

Bazıları geri geliyor.

Bazıları gelmiyor.

Ama en sessiz sefer, çoğu zaman farkına varmadan geçen zamanın seferi oluyor.

Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi”si de bu yüzden yalnızca eski bir şiir değil; her kuşağın kendi hayatından bir şey bulabildiği edebî bir ayna gibi duruyor. OGM Materyal+1
 
Üst